🎨

Fikri Mülkiyet ve Moda Hukuku Bülteni

Sayı 3 · 27 Haziran 2026

IP ve Moda Bülten de bu hafta

📰 Bu Sayıda

EUIPO Akademisi, 2026 eğitim kataloğu kapsamında AB ticari markaları ve tasarımlarına ilişkin güncel içtihadı ele alan webinar serileri düzenlemeyi planlamaktadır. Bu eğitimler; AB Genel Mahkemesi, Avrupa Birliği Adalet Divanı ve EUIPO Temyiz Kurullarının önemli kararlarını mercek altına alacaktır. Söz konusu oturumlar, EUIPO nezdinde yürütülen marka incelemesi, itiraz ve hükümsüzlük süreçlerindeki son gelişmeler hakkında uygulayıcıları bilgilendirmeyi amaçlamaktadır.

Neden Önemli?

Türkiye'nin AB pazarında faaliyet gösteren marka ve tasarım sahiplerini temsil eden avukatlar ile fikri mülkiyet uzmanları için EUIPO içtihadındaki gelişmeleri takip etmek, müvekkillerine stratejik danışmanlık sunabilmeleri açısından kritik önem taşımaktadır. Ayrıca Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) uygulamalarının AB standartlarıyla uyumlaştırılması sürecinde bu kararlar yol gösterici nitelik taşıyabilir.

Chambers Global Practice Guides'ın 2026 Moda Hukuku Trendleri Raporu'na göre, büyük bir Avrupalı moda markası, ABD'de bir alışveriş merkezi sahibi/işleticisine karşı açtığı marka sahteciliği davasında 582 milyon dolarlık rekor bir tazminat kararı elde etmiştir. Söz konusu karar, ABD mahkemelerinin marka ihlali ve sahtecilik davalarında ihtiyati tedbir, yasal tazminat ve sahte malların imhası dahil olmak üzere güçlü hukuki çareler uygulamaya devam ettiğini ortaya koymaktadır. Rapor, moda sektöründe fikri mülkiyet haklarının korunmasına yönelik yargısal eğilimin giderek güçlendiğini ve markaların bu alanda daha etkin hukuki korumaya kavuştuğunu vurgulamaktadır.

Neden Önemli?

Bu rekor karar, Türk moda ve lüks tüketim markalarının uluslararası pazarlarda, özellikle ABD'de, fikri mülkiyet haklarının ihlali karşısında başvurabilecekleri yargısal yolların ne denli etkili olduğunu somut biçimde göstermektedir. Aynı zamanda, sahtecilik faaliyetlerine zemin hazırlayan platform ve mekân işleticilerinin de hukuki sorumluluktan kaçınamayacağına dair emsal niteliğinde bir içtihat oluşturmaktadır.

JD Supra'nın 2026 tarihli analizine göre, orijinal ürünlerin ucuz ve benzer görünümlü kopyaları olarak bilinen 'dupe' ürünler, moda markacılığı hukuku alanında meşru rekabet ile hak ihlali arasındaki gri bölgede konumlanmaktadır. Spor giyim devi Lululemon, Costco aleyhine açtığı federal davada kapüşonlu üst, ceket ve pantolonlara ilişkin ticari marka ihlali, ticari görünüm (trade dress) ihlali, tasarım patenti ihlali ve haksız rekabet iddialarını Lanham Act ile California eyalet hukuku kapsamında ileri sürmektedir. Söz konusu dava, tüketici nezdinde ürün karışıklığına yol açabilecek görünüm benzerliklerinin hukuki sınırlarını ve markaların sektörel tanınırlıklarını nasıl koruyabileceğini belirlemesi bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

Neden Önemli?

Türkiye'de de giderek yaygınlaşan 'dupe' ürün olgusu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında ticari marka ve tasarım hakkı ihlali davalarında benzer hukuki sorunları gündeme getirmektedir. ABD'deki bu davanın seyri, Türk marka hukuku uygulamacıları için ticari görünüm koruması ve haksız rekabet iddialarının nasıl kurgulanması gerektiği konusunda önemli bir karşılaştırmalı hukuk referansı sunmaktadır.

AB Genel Mahkemesi (Birinci Daire), 10 Haziran 2026 tarihinde T-283/25 sayılı davada EUIPO Temyiz Kurulu kararını inceleyerek tescilsiz işaretlerin itiraz süreçlerinde önceki hak olarak ileri sürülebilme koşullarını ele aldı. Mahkeme, tescilli markalara ilişkin yerleşik içtihadın tescilsiz işaretlere uygulanabilirliğini araştırarak bu iki kategori arasındaki hukuki rejim farklılıklarını değerlendirdi. Kararda ayrıca EUIPO nezdindeki itiraz prosedürlerinde tescilsiz işaretlere dayanan önceki hakların ispatına yönelik delil standartları ve yükümlülükleri ayrıntılı biçimde incelendi.

Neden Önemli?

Bu karar, Türk marka avukatları ve hak sahipleri açısından doğrudan önem taşımaktadır; zira Türkiye'nin AB ile fikri mülkiyet uyumu süreci kapsamında EUIPO itiraz mekanizmaları ve tescilsiz işaretlerin korunması giderek daha fazla gündeme gelmektedir. Ayrıca tescilsiz ticari işaret haklarına dayanan Türk müvekkillerin AB'de marka itirazı başlatmak istemesi halinde hangi delillerin sunulması gerektiğine dair kritik bir çerçeve sunmaktadır.

Nisan 2026 tarihli bir uygulayıcı güncellemesine göre, ABD ve Avrupa başta olmak üzere tüm önemli hukuk sistemleri insan merkezli yapısını korumakta ve yapay zekayı bağımsız bir mucit veya eser sahibi olarak tanımamaktadır. Herhangi bir insan yaratıcı katkısı içermeyen ve yalnızca yapay zeka tarafından üretilen eserler kamu malı (public domain) statüsüne düşmekte; buna karşın seçme, düzenleme veya derleme gibi insan müdahalesi içeren insan-yapay zeka iş birliği ürünleri fikri mülkiyet korumasından yararlanabilmektedir. Bu gelişme özellikle üretken yapay zeka araçlarını kullanan tasarımcılar ve içerik üreticileri açısından kritik bir hukuki çerçeve sunmaktadır.

Neden Önemli?

Türk hukuk profesyonelleri açısından bu gelişme önem taşımaktadır; zira Türk Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu da eser sahipliğini insan yaratıcılığına bağlamakta olup yapay zeka ile üretilen içeriklerin korunup korunamayacağına ilişkin benzer sorular gündeme gelmektedir. Uluslararası uygulamanın netlik kazanması, Türkiye'deki danışmanlık ve uyuşmazlık süreçlerine yol gösterici nitelik taşımaktadır.

💼 Uygulayıcı İçin Çıkarımlar

EUIPO Akademisi'nin 2026 eğitim takvimine kaydolarak söz konusu webinarlara katılım sağlanması ve AB'de marka/tasarım portföyü yöneten hukuk profesyonellerinin bu eğitimleri sürekli mesleki gelişim programlarına dahil etmesi tavsiye edilmektedir. Webinarlara erişim için EUIPO'nun resmi eğitim portalının takip edilmesi gerekmektedir.
Moda ve marka hukuku alanında çalışan Türk avukatlar, müvekkillerinin yurt dışındaki sahtecilik ve marka ihlali davalarında mekân işleticilerini de sorumlu tutma stratejisini değerlendirmeli; ABD'deki benzer içtihatları takip ederek dava stratejilerini ve tazminat taleplerini buna göre şekillendirmelidir. Özellikle alışveriş merkezleri ve pazar yeri işleticilerine yönelik ikincil sorumluluk (secondary liability) teorilerinin Türk hukuku bağlamındaki karşılıkları incelenmelidir.
Moda ve tekstil sektöründe marka koruması alanında çalışan avukatlar, müvekkillerinin ticari görünümlerini (trade dress) kapsamlı biçimde tescil ettirmelerini ve dupe ürünlere karşı hem idari hem de yargısal yolları içeren çok katmanlı bir hukuki strateji geliştirmelerini tavsiye etmelidir. Ayrıca tüketici araştırmaları ve piyasa karışıklığı kanıtlarının dava sürecinde belirleyici rol oynadığı göz önünde bulundurularak delil tespiti süreçleri önceden planlanmalıdır.
EUIPO nezdinde itiraz süreçlerinde tescilsiz işaretlere dayanmayı planlayan avukatlar, müvekkillerinin önceki kullanıma ilişkin kapsamlı ve somut delil dosyası oluşturmasını peşinen sağlamalı; tescilli markalara uygulanan içtihat kurallarının tescilsiz işaretlere otomatik olarak uygulanmayabileceğini göz önünde bulundurarak stratejiyi buna göre şekillendirmelidir.
Avukatlar, müvekkillere yapay zeka araçlarıyla ürettikleri içerik ve buluşlar için fikri mülkiyet koruması sağlamak amacıyla insan katkısının (seçim, düzenleme, yönlendirme gibi) belgelenmesini tavsiye etmeli ve bu süreci hukuki güvence altına alacak iç politikalar oluşturmalarına rehberlik etmelidir. Özellikle yazılım geliştirme, tasarım ve içerik üretimi alanlarındaki sözleşmelerde yapay zeka kullanımına ilişkin fikri mülkiyet hükümlerine özel dikkat gösterilmelidir.