🎨

Fikri Mülkiyet ve Moda Hukuku Bülteni

Sayı 7 · 11 Eylül 2026

IP ve Moda Bülteninde Bu hafta

📰 Bu Sayıda

USPTO prosedürlerindeki değişiklikler ve Nice Sınıflandırması'nın 13. baskısının yürürlüğe girmesiyle birlikte moda sektörü başta olmak üzere marka sahiplerinin koruma stratejileri köklü bir dönüşüm geçirmektedir. 2026 yılında marka ihlallerine karşı yürütülen hukuki mücadele, çevrimiçi pazar yerleri, sosyal medya hesap taklitçiliği ve yazım hatası içeren alan adı kaydı (typosquatting) gibi dijital platformlara odaklanmaktadır. Marka sahipleri, söz konusu ihlallere karşı platformların sunduğu kaldırma mekanizmalarını (takedown) marka hakları çerçevesinde etkin biçimde kullanmaktadır.

Neden Önemli?

Türkiye'nin AB uyum süreci ve uluslararası marka tescil uygulamaları kapsamında Nice Sınıflandırması revizyonları Türk marka hukuku pratiklerini de doğrudan etkilemektedir. Özellikle dijital platformlarda marka ihlalleriyle mücadele eden Türk marka hukuku avukatları için bu gelişmeler, strateji güncellemesi açısından kritik bir referans niteliği taşımaktadır.

2026 yılında yayımlanan fikri mülkiyet rehberi, bir markanın ayırt edici ticari görünümünü (trade dress) taklit eden moda 'dupe' ürünlerinin, tüketicilerde kaynak veya sponsorluk konusunda karışıklığa yol açması hâlinde marka ihlali oluşturabileceğini açıklamaktadır. Rehber, moda markalarının logo kopyalanmadan dahi karıştırılma ihtimali yaratan isim, logo veya ürün görünümü benzerliğine dayalı olarak ilgili mallarda ihlal davası açabileceklerini vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, ticari görünüm korumasının kapsamını yalnızca logonun ötesine taşıyarak ürünün genel estetik bütünlüğünü de marka hukuku güvencesi altına almaktadır.

Neden Önemli?

Türkiye'de de giderek yaygınlaşan 'dupe' ürün pazarı ve moda markalarının taklit ürünlere karşı açtığı davalar göz önünde bulundurulduğunda, ticari görünüm korumasının Türk marka hukuku (6769 sayılı SMK) çerçevesinde nasıl uygulanabileceğini değerlendirmek kritik önem taşımaktadır. Uluslararası marka sahiplerini temsil eden ya da Türk tasarım ve moda şirketlerine danışmanlık yapan avukatlar için bu rehber önemli bir karşılaştırmalı hukuk kaynağı niteliğindedir.

AB Genel Mahkemesi, 10 Aralık 2025 tarihli T-481/24 sayılı kararında, EUIPO önündeki itiraz süreçlerinde önceki ulusal bir markanın geçerli dayanak teşkil edebilmesi için sahip olması gereken asgari ayırt edici güç standardını belirledi. Karar; EUIPO ve Temyiz Kurullarının, EUTM (Avrupa Birliği Ticaret Markası) itiraz işlemlerinde karıştırılma ihtimalini değerlendirirken zayıf ayırt edici güce sahip önceki markalara nasıl yaklaşması gerektiğini açıklığa kavuşturmaktadır. Söz konusu içtihat, hem önceki markanın ayırt edicilik düzeyinin tespiti hem de bu düzeyin karıştırılma ihtimali analizine yansıtılma biçimi bakımından EUIPO uygulamasını doğrudan şekillendirecek nitelikte önem taşımaktadır.

Neden Önemli?

Türkiye'de tescilli markalara dayalı olarak EUIPO nezdinde itiraz girişiminde bulunmayı planlayan ya da bu süreçlerde müvekkillerini temsil eden Türk marka avukatları için karar, önceki markanın ayırt edici gücünün itirazın kabul edilebilirliği ve esasa ilişkin değerlendirme üzerindeki belirleyici etkisini somutlaştırmaktadır. Özellikle tanımlayıcı veya jenerik unsurlara yakın markalara sahip müvekkillerin haklarını etkin biçimde koruyabilmek için bu standardın kavranması kritik önem taşımaktadır.

Kuzey Yarımküre'de yaz tatili dönemine girilmesine karşın fikri mülkiyet hukuku alanındaki gelişmeler durmaksızın devam etmektedir. IPKat, okuyucularına yönelik etkinlikler, haberler ve fırsatlardan oluşan kapsamlı bir derleme yayımlamıştır. Söz konusu derleme aynı zamanda IPKat'ın yayın politikalarına ilişkin önemli bir duyuruyu da içermektedir.

Neden Önemli?

Avrupa merkezli bu fikri mülkiyet hukuku platformunun düzenli güncellemeleri, Türk hukuk profesyonellerinin AB fikri mülkiyet gelişmelerini yakından takip etmesi açısından değerli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Türkiye'nin AB ile süregelen uyum süreci göz önünde bulundurulduğunda, bu tür yayınların takibi stratejik önem arz etmektedir.

💼 Uygulayıcı İçin Çıkarımlar

→Marka portföyü yöneten avukatlar, müvekkillerinin mevcut tescillerini Nice Sınıflandırması'nın 13. baskısına göre gözden geçirmeli ve dijital platformlardaki ihlallere yönelik kaldırma prosedürlerini (platform takedown) içeren proaktif bir koruma protokolü oluşturmalıdır. Sosyal medya hesap taklitçiliği ve alan adı uyuşmazlıklarına karşı marka hakları temelinde hazırlanacak şablon ihtarname ve başvuru süreçleri müvekkil hizmetlerinin ayrılmaz parçası haline getirilmelidir.
→Marka avukatları, müvekkillerinin ürün görünümü ve genel estetiğini trade dress kapsamında tescil ettirme veya haksız rekabet hükümlerine dayalı koruma altına alma stratejilerini gözden geçirmeli; dava açarken logo benzerliği olmasa dahi ürün bütünlüğüne ilişkin karıştırılma ihtimali argümanlarını delil stratejisine dahil etmelidir.
→EUIPO nezdinde ulusal bir markaya dayalı itiraz dosyalarken, avukatlar söz konusu markanın ayırt edici gücünü somut delillerle (pazar payı, uzun süreli kullanım, tüketici anketi vb.) desteklemeli; zayıf ayırt edici güçlü markalarda ise karıştırılma ihtimali argümanlarını bu içtihada uygun biçimde kurgulamalıdır. Mevcut itiraz dosyalarının T-481/24 kararı ışığında yeniden değerlendirilmesi tavsiye edilir.
→Fikri mülkiyet alanında uzmanlaşan avukatlar, IPKat Etkinlikler sayfasını düzenli olarak takip ederek mesleki gelişim fırsatlarını ve sektörel güncellemeleri kaçırmadan izleyebilirler. Yaz döneminde dahi hukuki gelişmelerin sürdüğü göz önünde bulundurularak müvekkil bilgilendirmeleri güncel tutulmalıdır.