⚖️

Tahkim Bülteni

Sayı 8 · 11 Eylül 2026

Tahkim Bülteninde Bu hafta

📰 Bu Sayıda

Singapur Uluslararası Ticaret Mahkemesi (SICC), Hindistan merkezli Tata grubu aleyhine verilen yaklaşık 500 milyon ABD doları tutarındaki SIAC tahkim ödülünü onadı; söz konusu uyuşmazlık, Rusya'nın ücra bir bölgesindeki kömür yatağına ilişkindir. Tata grubu, hakem heyetinin doğal adalet ilkelerini ihlal ettiğini ve önyargılı davrandığını öne sürerek 'şans kaybı' (loss of a chance) tazminatına dayalı kararın iptalini talep etmiş, ancak bu argümanlar mahkeme tarafından reddedilmiştir. Söz konusu karar, uluslararası tahkim hukukunda nadir uygulanan 'şans kaybı' tazminat teorisinin tanınması bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

Neden Önemli?

Bu karar, uluslararası tahkimde 'şans kaybı' tazminat ilkesinin mahkemeler tarafından tanınmasına ilişkin önemli bir içtihat oluşturmakta olup Türk avukatların uluslararası ticari uyuşmazlıklarda bu tazminat teorisini değerlendirmesine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca doğal adalet ihlali ve taraflılık iddialarının tahkim kararlarını iptal ettirme eşiğinin ne denli yüksek tutulduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır.

Libya Merkez Bankası'nın bir kolu, Burkina Faso'nun yerel bankacılık ortak girişimini millileştirmesi üzerine ICSID (Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözüm Merkezi) nezdinde tahkim davası başlatmıştır. Dava, devlet eliyle gerçekleştirilen kamulaştırma işleminin uluslararası yatırım hukuku kapsamında yatırımcı koruma standartlarını ihlal edip etmediği sorusunu gündeme getirmektedir. Bu uyuşmazlık, Afrika kıtasında artan millileştirme eğilimlerinin uluslararası tahkim alanındaki yansımalarına somut bir örnek teşkil etmektedir.

Neden Önemli?

Bu dava, devlet kaynaklı yatırımların (sovereign wealth fund ve merkez bankası kollarının) uluslararası yatırım tahkimindeki aktif rolünü ve kamulaştırma uyuşmazlıklarında ICSID'in işlevselliğini ortaya koymaktadır. Türk kamu bankaları ve yatırım kuruluşlarının yurt dışındaki faaliyetleri açısından benzer risklerin değerlendirilmesi bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

Malezya'ya ait devlet destekli İslami finansal kuruluş, Mekke'de hacılar için konaklama sağlamaya yönelik başarısız bir ortaklık anlaşmazlığından doğan 240 milyon ABD Doları tutarındaki tahkim kararının tanınması ve tenfizi için Suudi Arabistanlı bir otel işleticisi aleyhine girişimde bulunmuştur. Söz konusu uyuşmazlık, uluslararası İslami finans işlemleri ile hac hizmetleri sektöründeki yatırım ortaklıklarının çöküşünden kaynaklanan hukuki riskleri gündeme taşımaktadır. Davanın uluslararası boyutu, tahkim kararlarının Suudi Arabistan gibi farklı hukuk sistemlerine sahip ülkelerde tenfizine ilişkin ciddi prosedürel ve hukuki engelleri beraberinde getirmektedir.

Neden Önemli?

Bu dava, Türk hukuk profesyonelleri açısından özellikle Orta Doğu merkezli İslami finans işlemlerinde ve hac turizmi yatırımlarında tahkim kararlarının yabancı ülkelerde tenfizine dair kritik içtihat ve pratik bilgi sunmaktadır. Suudi Arabistan'ın yabancı tahkim kararlarına yaklaşımı, bölgede faaliyet gösteren Türk yatırımcılar ve finans kuruluşları için doğrudan referans niteliği taşımaktadır.

Bir UNCITRAL tahkim mahkemesi, Lübnanlı bir iş insanının Hollanda'nın Karayip adası Curaçao'daki bir sigorta grubuna yönelik alınan tedbirler gerekçesiyle Hollanda Krallığı aleyhine açtığı 133 milyon ABD doları tutarındaki yatırım antlaşması talebini esastan reddetmiştir. Dava, Curaçao'da faaliyet gösteren bir sigorta şirketine ilişkin Hollanda makamlarının aldığı düzenleyici önlemlerin yatırım antlaşması kapsamındaki yükümlülükleri ihlal edip etmediği sorununu konu almaktadır. Mahkeme, söz konusu taleplerin hukuki ve maddi gerekçelerini yeterli bulmayarak davacı aleyhine sonuçlandırmıştır.

Neden Önemli?

Bu karar, Hollanda'nın taraf olduğu yatırım antlaşmaları kapsamında düzenleyici tedbirlerin yatırımcı-devlet uyuşmazlıklarına nasıl yansıdığını göstermesi açısından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. Türk yatırımcıların Hollanda veya Hollanda kontrolündeki topraklardaki yatırımları söz konusu olduğunda bu tür kararlar belirleyici referans noktası oluşturmaktadır.

Fransız hükümeti, tahkim rejimine ilişkin mevzuatını 15 yıl aradan sonra ilk kez güncelledi ve bu düzenleme, kapsamlı bir reform sürecinin başlangıç aşaması olarak değerlendirilmektedir. Söz konusu reform sürecinin, bağımsız ve müstakil bir Tahkim Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle tamamlanması planlanmaktadır. Fransa, bu adımla uluslararası tahkim alanındaki rekabetçi konumunu güçlendirmeyi ve Paris'i küresel bir tahkim merkezi olarak daha da cazip hâle getirmeyi hedeflemektedir.

Neden Önemli?

Fransa'nın tahkim mevzuatındaki bu köklü reform, Paris merkezli tahkim yargılamaları yürüten ya da Fransız hukukunu lex arbitri olarak seçen Türk hukuk profesyonellerini ve taraflarını doğrudan ilgilendirmektedir. Ayrıca bu gelişme, Türkiye'deki tahkim hukukunun modernizasyonu tartışmaları açısından da karşılaştırmalı bir referans niteliği taşımaktadır.

Bir Çinli gıda grubu, Şili'deki somon çiftçiliği işletmesinin eski sahiplerine karşı ikinci bir uluslararası tahkim davası açtı. Bu gelişme, Santiago mahkemelerinin lehte verilen 300 milyon ABD Dolarlık tahkim kararını iptal etmesinin ardından yaşandı. Şirket, ilk tahkim kararının ulusal mahkeme kararıyla ortadan kaldırılması üzerine hukuki mücadelesini yeni bir tahkim talebiyle sürdürme yolunu seçti.

Neden Önemli?

Bu dava, tahkim kararlarının yerel mahkemelerce iptal edilmesi halinde tarafların yeni tahkim süreçleri başlatıp başlatamayacağı ve tazminat taleplerinin nasıl yeniden yapılandırılacağı konularında önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. Uluslararası tahkim alanında faaliyet gösteren Türk hukukçular için tahkim kararlarının tanınması ve icrası ile iptal sonrası hukuki strateji açısından dikkat çekici bir örnek sunmaktadır.

Kolombiyalı bir gaz dağıtım şirketi, Peru hükümetiyle yaşanan tarife rejimi anlaşmazlığının ardından Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözüm Merkezi'ne (ICSID) başvurarak Peru aleyhine tahkim davası açmıştır. Davanın temelinde, Peru'nun uygulamaya koyduğu yeni tarife düzenlemesinin yatırımcının meşru beklentilerini ve ikili yatırım anlaşmalarından doğan haklarını ihlal ettiği iddiası yatmaktadır. Bu dava, enerji sektöründeki devlet düzenleyici müdahalelerinin yatırımcı-devlet tahkimine konu olma eğiliminin Latin Amerika'da sürdüğünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Neden Önemli?

Türk enerji şirketleri ve yatırımcıları için bu dava, yabancı pazarlarda karşılaşılabilecek düzenleyici risk senaryolarına karşı ikili yatırım anlaşmaları kapsamındaki ICSID güvencelerinin önemini vurgulamaktadır. Özellikle enerji altyapısı yatırımları söz konusu olduğunda tarife değişikliklerinin hukuki risklerini değerlendirmek kritik önem taşımaktadır.

💼 Uygulayıcı İçin Çıkarımlar

→Uluslararası tahkim davalarında müvekkillerini temsil eden avukatlar, 'şans kaybı' teorisini tazminat stratejilerinde aktif olarak değerlendirmeli ve hakem heyeti kararlarına karşı doğal adalet ihlali iddiasına dayalı iptal yolunun son derece sınırlı uygulandığını göz önünde bulundurmalıdır. SIAC kuralları kapsamındaki davalarda bu kararın emsal etkisinden yararlanmak amacıyla ilgili içtihadın takip edilmesi tavsiye edilmektedir.
→Yurt dışında ortak girişim (joint venture) yapıları kuran Türk finansal kuruluşları ve danışmanları, ikili yatırım anlaşmalarındaki (BIT) kamulaştırma ve adil-hakkaniyetli muamele hükümlerini ve ICSID tahkim şartlarını sözleşme aşamasında titizlikle düzenlemelidir. Özellikle siyasi riski yüksek yargı bölgelerinde yapılacak yatırımlarda yatırım sigortası ve sözleşmesel güvence mekanizmaları ön plana alınmalıdır.
→Orta Doğu veya İslami finans sektöründe sözleşme hazırlayan avukatlar, tahkim şartlarını düzenlerken tenfiz sürecindeki ülke risklerini ve New York Konvansiyonu'nun uygulanabilirliğini titizlikle değerlendirmelidir. Ayrıca uluslararası ortaklık anlaşmalarında teminat mekanizmaları ve temerrüt halinde uygulanacak yaptırımlar net biçimde kaleme alınmalıdır.
→Yatırımcı-devlet tahkiminde taleplerin antlaşma kapsamında sağlam hukuki ve maddi temellere dayandırılması zorunludur; düzenleyici müdahaleler tek başına antlaşma ihlali olarak nitelendirilemez. Uluslararası yatırım uyuşmazlıklarında müvekkil yönlendirmesi yapan avukatlar, özellikle deniz aşırı bölgelerdeki yatırımlar için antlaşma kapsamı ve attributability (isnat) analizine özen göstermelidir.
→Fransa'yı tahkim yeri olarak belirleyen veya Fransız tahkim kurumlarıyla (ICC, CMAP gibi) çalışan avukatlar, yeni düzenlemeleri ve beklenen Tahkim Kanunu'nun gelişimini yakından takip etmeli; mevcut ve gelecekteki sözleşmelerdeki tahkim klozlarını bu değişiklikler çerçevesinde yeniden değerlendirmelidir.
→Uluslararası tahkim davalarında kararın yerel mahkemelerce iptali ihtimaline karşı, alternatif hukuki yolların ve ikincil talep mekanizmalarının önceden planlanması kritik önem taşımaktadır. Avukatlar, tahkim anlaşmalarını hazırlarken iptal sonrası yeni tahkim imkânını güvence altına alan hükümler eklemeyi değerlendirmelidir.
→Yabancı ülkelerde enerji veya altyapı yatırımı yapan Türk müvekkilleri adına düzenleyici değişiklik risklerine karşı sözleşmesel ve antlaşma temelli koruma mekanizmaları (stabilizasyon klozları, ICSID tahkim şartları) mutlaka gözden geçirilmelidir. ICSID tahkim süreçlerini takip eden uluslararası tahkim avukatları, bu davanın ilerleyen aşamalarını emsal niteliği açısından izlemelidir.