💻

Gelişen Teknolojiler ve Hukuk Bülteni

Sayı 1 · 20 Haziran 2026

Teknoloji ve Hukuk Bülteninde bu hafta

📰 Bu Sayıda

AB Yapay Zeka Kanunu'nun 57. maddesi uyarınca her üye devlet, en geç 2 Ağustos 2026 tarihine kadar en az bir ulusal yapay zeka düzenleyici sanal alanı (regulatory sandbox) kurmakla yükümlüdür. Bu denetimli test ortamları; şirketlerin yapay zeka sistemlerini düzenleyici gözetim altında geliştirmesine ve doğrulamasına imkân tanıyarak uyumlu inovasyonu desteklemeyi amaçlamaktadır. Söz konusu yükümlülük, Kanun'un şeffaflık, yönetişim ve risk yönetimine ilişkin temel hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak hayata geçirilmek üzere planlanmıştır.

Neden Önemli?

Türkiye'nin AB ile yürüttüğü uyum süreci ve teknoloji hukuku alanındaki mevzuat geliştirme çalışmaları açısından, AB üye devletlerinin sandbox düzenlemelerindeki yaklaşımı, Türk mevzuatına yönelik referans model niteliği taşıyabilir. Yapay zeka alanında faaliyet gösteren Türk şirketleri ve AB pazarına hizmet sunan kuruluşlar için bu düzenleyici çerçeve doğrudan uyumluluk yükümlülükleri doğurabilir.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu kapsamında elektronik haberleşme ve dijital hizmet sağlayıcılarına yönelik ikincil düzenlemelerin taslak metnini kamuoyunun görüşüne açtı. Taslak düzenleme; siber güvenlik olay bildirim eşikleri, teknik ve organizasyonel siber güvenlik tedbirleri ile Siber Güvenlik Başkanlığı ile koordinasyon mekanizmalarını kapsamaktadır. İlgili paydaşlar ve sektör temsilcileri, bir aylık süre içinde taslağa ilişkin görüş ve önerilerini BTK'ya iletebilecektir.

Neden Önemli?

Bu istişare süreci, 7545 Sayılı Kanun'un hayata geçirilmesinde kritik bir aşamayı teşkil etmekte olup elektronik haberleşme ve dijital hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin uyum yükümlülüklerini doğrudan şekillendirecektir. Hukuk profesyonelleri açısından, müvekkillerinin mevzuata uyum süreçlerini planlamaları bakımından taslak metnin erken aşamada analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), 6698 sayılı Kanun ile 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu'ndan doğan yükümlülüklerin veri sorumluları tarafından nasıl entegre edileceğini açıklayan yeni bir rehber belgesi yayımlamıştır. Söz konusu rehber; ihlal bildirim süreleri, asgari güvenlik kontrolleri ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) gibi sektörel düzenleyicilerle koordinasyon esaslarını kapsamaktadır. Belge, özellikle 2025-2026 uyum planlaması çerçevesinde hazırlanmış olup veri sorumlularının iki kanun arasındaki hukuki boşlukları nasıl yöneteceğine ilişkin pratik bir çerçeve sunmaktadır.

Neden Önemli?

İki ayrı kanundan doğan siber güvenlik ve kişisel veri koruma yükümlülüklerinin kesiştiği bu alanda belirsizliklerin giderilmesi, uyum süreçlerini yöneten hukuk profesyonelleri açısından kritik önem taşımaktadır. Rehberin bağlayıcılık düzeyi ve sektörel düzenleyicilerle ilişkisi, müvekkillere verilecek hukuki danışmanlık açısından doğrudan belirleyici olacaktır.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu çerçevesinde mevcut kodlu veya şifreli haberleşme ilkelerini güncelleyen Şifreli İletişim ve Kritik Ağ Güvenliği Yönetmeliği taslağını kamuoyunun görüşüne sunmuştur. Taslak; şifreli hizmet sağlayıcılarına yönelik kapsamlı teknik ifşa yükümlülükleri, genişletilmiş kayıt tutma (loglama) zorunlulukları ve veri yerelleştirme gereksinimleri öngörmektedir. Düzenleme kapsamında öngörülen idari para cezaları 2026 yılından itibaren uygulanmaya başlayacaktır.

Neden Önemli?

Bu taslak yönetmelik, Türkiye'de faaliyet gösteren yerli ve yabancı şifreli iletişim hizmeti sağlayıcıları ile kritik altyapı operatörleri açısından ciddi teknik ve hukuki uyum yükümlülükleri doğurabilecek niteliktedir. Siber Güvenlik Kanunu'nun ikincil mevzuatı olarak bağlayıcı hale gelmesi halinde, uyumsuzluk durumunda ağır idari yaptırımların gündeme gelebileceği göz önüne alındığında hukuki danışmanlık talebi artabilir.

AB Yapay Zeka Yasası kapsamında yüksek riskli yapay zeka sistemlerine ilişkin yükümlülükler 2 Ağustos 2026 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacak olup mevcut genel amaçlı yapay zeka (GPAI) modelleri için uyum süresi 2027 yılına kadar uzatılmıştır. ABD'de eyalet düzeyinde çeşitli yapay zeka mevzuatları hayata geçirilirken Çin, 2025 yılında yapay zeka ile üretilen içeriklerin etiketlenmesine ilişkin zorunluluklar ve üretken yapay zekaya yönelik yeni ulusal standartlar belirlemiştir. Tüm bu gelişmeler, 2025-2026 döneminin küresel ölçekte yapay zeka uyumu ve yönetişimi açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıdığına işaret etmektedir.

Neden Önemli?

Türkiye'nin AB ile yakın ekonomik ve hukuki entegrasyonu göz önünde bulundurulduğunda, AB Yapay Zeka Yasası'nın Türk şirketleri ve hukuk profesyonelleri üzerinde doğrudan etkileri olabilecektir; zira AB pazarında faaliyet gösteren Türk kuruluşları bu düzenlemelere uymak zorunda kalacaktır. Türkiye'nin kendi yapay zeka düzenleyici çerçevesini oluşturma sürecinde de bu uluslararası gelişmelerin yakından takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

AB Yapay Zeka Yönetmeliği'nin (AI Act) aşamalı uygulama takvimi 2026 yılında tamamlanacak ve şirketler için kapsamlı uyum yükümlülükleri doğuracaktır. Şirketlerin yapay zeka sistemlerini envanterlemeleri, risk kategorilerine göre sınıflandırmaları, yüksek riskli kullanımlar için belgelendirme, şeffaflık ve insan denetimi mekanizmaları oluşturmaları gerekmektedir. Manipülatif veya aldatıcı yapay zeka uygulamaları ile sosyal puanlama sistemlerine yönelik yasaklar ise halihazırda yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Neden Önemli?

AB'de faaliyet gösteren veya AB pazarına ürün/hizmet sunan Türk şirketleri, AI Act kapsamındaki uyum yükümlülüklerine tabi olacağından Türk hukuk profesyonelleri için bu düzenleme doğrudan pratik önem taşımaktadır. Ayrıca Türkiye'nin AB ile hukuki uyum süreçleri göz önünde bulundurulduğunda, benzer bir ulusal düzenlemenin hazırlanmasında bu çerçeve belirleyici bir referans işlevi görecektir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 29.04.2026 tarihli ve 2026/921 sayılı ilke kararıyla işyerlerinde mesai takibi amacıyla parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verilerin işlenmesine ilişkin temel esasları belirledi. Söz konusu karar, biyometrik veri işleme faaliyetlerinin 6698 sayılı KVKK'da öngörülen özel nitelikli kişisel veri statüsü çerçevesinde değerlendirilmesini ve işlenebilmesi için açık rıza ya da kanunda öngörülen istisnai hallerin varlığını şart koşmaktadır. Kararda ayrıca ölçülülük ilkesi kapsamında daha az müdahaleci alternatif yöntemlerin (kart okuyucu, mobil uygulama vb.) mevcut olduğu durumlarda biyometrik yöntemlere başvurulmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

Neden Önemli?

İşverenler ve insan kaynakları teknolojisi sağlayıcıları açısından bağlayıcı nitelik taşıyan bu ilke kararı, biyometrik tabanlı mesai sistemlerinin hukuki dayanağını ve uygunluk şartlarını doğrudan etkilemekte olup mevcut sistemlerin gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Kararın ihlali halinde KVKK'nın idari yaptırım hükümleri devreye girebileceğinden hukuk profesyonelleri için ivedi bir danışmanlık alanı oluşturmaktadır.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 04.09.2025 tarih ve 2025/1572 sayılı kararına dayanarak 12.01.2026 tarihinde yayımladığı kamuoyu duyurusuyla, ana faaliyeti özel nitelikli kişisel veri işlemekten oluşan bazı veri sorumlularının VERBİS'e kayıt yükümlülüğünden istisna tutulabileceğini açıkladı. Bu istisnadan yararlanabilmek için söz konusu veri sorumlularının yıllık çalışan sayısının 10 kişinin altında olması ve yıllık mali bilanço toplamının 10 milyon TL'yi aşmaması gerekmektedir. Böylece küçük ölçekli ancak hassas veri işleyen işletmeler, belirli koşulları sağlamaları kaydıyla Sicile kayıt yükümlülüğünden muaf tutularak idari yüklerinin azaltılması hedeflenmektedir.

Neden Önemli?

Sağlık, hukuk ve finans gibi özel nitelikli veri işleyen küçük ölçekli işletmeleri doğrudan ilgilendiren bu düzenleme, uyum yükümlülüklerinin kapsamını ve istisnalarını yeniden şekillendirmektedir. Hukuk profesyonelleri, müvekkillerinin bu kriterleri karşılayıp karşılamadığını değerlendirerek uyum stratejilerini güncellemelidir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 25.12.2025 tarihli ve 2025/2451 sayılı kararıyla veri ihlali bildirimlerinin Kurum internet sitesinde yayımlanma süresini azami 60 gün olarak belirledi. Veri sorumlularının, ilgili kişilere bildirim yükümlülüğünü 60 günlük süre dolmadan yerine getirdiğini belgelendirmesi hâlinde, ilan daha erken bir tarihte siteden kaldırılabilecektir. Bu düzenleme, veri ihlali ilanlarının süresiz yayımda kalması uygulamasına son vererek veri sorumlularına hukuki öngörülebilirlik sağlamaktadır.

Neden Önemli?

Veri sorumlularının ihlal ilanlarının yönetimi açısından önemli bir hukuki güvence getiren bu karar, ilgili kişilere bildirim yapılmasını teşvik ederek uyum süreçlerini doğrudan etkilemektedir. Kurumsal danışmanlık yapan avukatlar açısından müvekkillerine yönelik KVKK uyum stratejilerinin güncellenmesi zorunlu hâle gelmektedir.

💼 Uygulayıcı İçin Çıkarımlar

AB pazarında yapay zeka ürün veya hizmetleri geliştiren Türk şirketlere hukuki danışmanlık sunan avukatlar, müvekkillerini AB Yapay Zeka Kanunu kapsamındaki sandbox mekanizmalarına başvuru imkânları konusunda proaktif biçimde bilgilendirmelidir. Ayrıca Türkiye'deki düzenleyici çerçeve geliştirme süreçlerini yakından takip ederek olası paralel ulusal düzenleme hazırlıklarına karşı hazırlıklı olunması tavsiye edilir.
Elektronik haberleşme ve dijital hizmet sağlayıcılarına hukuki danışmanlık veren avukatların taslak ikincil mevzuatı inceleyerek müvekkilleri adına bir ay içinde BTK'ya yazılı görüş sunmaları tavsiye edilir. Özellikle olay bildirim yükümlülükleri ile teknik uyum gereksinimlerine ilişkin hükümlerin müvekkil operasyonlarına etkisinin değerlendirilmesi öncelikli eylem kalemi olmalıdır.
Avukatların, müvekkillerinin mevcut KVKK uyum programlarını 7545 sayılı Kanun gereklilikleri doğrultusunda güncelleyip güncellemediğini ivediyle değerlendirmesi ve özellikle ihlal bildirimi prosedürleri ile BTK koordinasyon mekanizmalarını gözden geçirmesi gerekmektedir. 2025-2026 uyum takvimi göz önüne alındığında, iç denetim ve risk değerlendirme süreçlerinin bu rehber esas alınarak revize edilmesi tavsiye edilmektedir.
Şifreli iletişim hizmetleri sunan müvekkilleri bulunan avukatların taslak metni ivedilikle inceleyerek teknik ifşa, loglama ve yerelleştirme yükümlülüklerine ilişkin uyum boşluklarını 2026 yürürlük tarihinden önce tespit etmesi gerekmektedir. BTK'nın kamuoyu görüş süreci aktifken müvekkil adına yazılı görüş sunulması, nihai metni etkileme açısından stratejik bir fırsat sunmaktadır.
AB pazarında yüksek riskli yapay zeka sistemleri kullanan veya geliştiren Türk şirketlerine hukuki danışmanlık veren avukatların, Ağustos 2026 uyum tarihini göz önünde bulundurarak müvekkillerini AB Yapay Zeka Yasası gereklilikleri konusunda derhal bilgilendirmeleri ve uyum süreçlerini başlatmaları tavsiye edilir. GPAI modelleri söz konusu olduğunda ise 2027 son tarihine yönelik hazırlıkların da planlanması gerekmektedir.
Avukatlar, müvekkillerinin yapay zeka sistemlerini derhal envantere almasını ve risk sınıflandırması yapmasını tavsiye etmeli; yüksek riskli kategorilerdeki sistemler için şeffaflık, dokümantasyon ve insan denetimi protokollerini içeren uyum programları hazırlamalıdır. Halihazırda yasaklanan uygulamaların tespit edilerek ivedilikle sona erdirilmesi gerekmekte olup 2026 öncesinde proaktif bir uyum stratejisi oluşturulması kritik önem taşımaktadır.
İşyerinde biyometrik mesai takip sistemi kullanan ya da kurulum aşamasındaki müvekkilleri bulunan avukatlar, mevcut veri işleme faaliyetlerini bu ilke kararı ışığında derhal gözden geçirmeli ve gerektiğinde Açık Rıza metinleri ile Kişisel Veri İşleme Envanterlerini güncellemelidir. Biyometrik yönteme gerçek bir zorunluluk bulunmaksızın devam eden sistemler için alternatif çözümlere geçiş planı oluşturulması tavsiye edilmektedir.
Avukatlar, özel nitelikli kişisel veri işleyen müvekkillerinin çalışan sayısı ve mali bilanço eşiklerini somut olarak kontrol etmeli; istisna kriterlerini karşılayanlar için VERBİS kaydına gerek bulunmadığını teyit etmeli, kriterleri karşılamayanlar için ise kayıt yükümlülüğünün sürdüğünü hatırlatmalıdır. Kurul'un 2025/1572 sayılı kararı ile 12.01.2026 tarihli duyurusunun birlikte incelenmesi tavsiye edilmektedir.
Veri sorumlusu müvekkilleri adına takip yürüten avukatlar, ihlal bildirim süreçlerinde ilgili kişilere yapılan bildirimlerin tevsik edilebilir belgelerle (yazılı iletişim kayıtları, e-posta onayları vb.) desteklenmesini sağlamalıdır. Bu sayede 60 günlük azami ilan süresinin dolması beklenmeksizin ilanın erken kaldırılması talep edilebilecektir.